<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>SAĞLIK - Gaziantep Son Dakika Haberleri | Gaziantep Haber - Gazete27</title>
<link>https://gazete27.com/saglik/</link>
<description>sağlık ile ilgili güncel haberler</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://gazete27.com</copyright>
<image>
<title>https://gazete27.com</title>
<url>
https://gazete27.com/images/genel/WhatsAppZImageZ2025-12-03ZatZ09.47.11.jpeg
</url>
<link>https://gazete27.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Başkan Şahin Şevin’e umut oldu </title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/baskan-sahin-sevin-e-umut-oldu.jpg" width="250"><br><p>Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi aracılığıyla genç öğrenciye umut oldu. 15 yaşında kemik kanseri teşhisi konulan ve yaklaşık 5 yıl süren zorlu bir tedavi sürecinin ardından hastalığı yenmeyi başaran Şevin Balakan, yaşadığı tüm zorluklara rağmen eğitim hayatından kopmayarak önemli bir başarı gösterdi. 2022 yılında üniversite sınavında elde ettiği başarıyla Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Ses Eğitimi Bölümü’nü kazanan Balakan, eğitimine devam ettiği süreçte hastalığın yeniden nüksetmesi sonucu sol bacağını kaybetti.</p>

<p><br />
GENÇ ŞEVİN’İN ÇAĞRISINA KAYITSIZ KALMADI</p>

<p>Yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayata tutunma azmini sürdüren Şevin Balakan’ın, protez bacakla yeniden yürüyebilme hayalini dile getirdiği sosyal medya paylaşımı kısa sürede geniş kitlelere ulaştı. Bu çağrıya kayıtsız kalmayan Başkan Fatma Şahin, “Şevin Hanım’ın yanındayız” diyerek sürecin başlatılması talimatını verdi. Başkan Şahin’in talimatıyla ekipler, Bitlis’in Tatvan ilçesine giderek Balakan’ın muayene ve değerlendirme sürecini yerinde gerçekleştirdi. Yapılan incelemeler sonucunda açık yaranın iyileştiği ve protez uygulaması için gerekli klinik uygunluğun sağlandığı tespit edildi.</p>

<p>PROTEZ SÜRECİ BAŞLATILDI, ÜRETİM AŞAMASINA GEÇİLDİ</p>

<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Buğday Tanesi Protez Ortez Yapım ve Uygulama Merkezi’ne kabul edilen Balakan, kesin ölçü işlemleri için sürece dahil edildi. 4 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla başlatılan çalışmalar kapsamında protez üretim ve uygulama aşamalarına geçildi.</p>

<p>DUYGU DOLU BULUŞMA</p>

<p>Teşekkür amacıyla Başkan Fatma Şahin’i makamında ziyaret eden Şevin Balakan, yaşadığı zorlu süreç ve verdiği mücadeleyi anlattı. Duygusal anların yaşandığı buluşmada Balakan, sağlanan desteklerden dolayı teşekkür ederek sahne sanatları alanında kendini geliştirmek ve bu alanda ilerlemek istediğini ifade etti. Ziyarette Balakan, Başkan Şahin’e “Şad Olup Gülmedim” türküsünü seslendirdi. Sözlüsüyle birlikte ziyarete katılan Balakan’a Başkan Şahin, evlilikleri için beyaz eşya desteği sağlayacaklarını ifade ederken, talep etmeleri halinde nikâhlarını da kıyabileceğini belirtti.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/baskan-sahin-sevin-e-umut-oldu/1204/</link>
<pubDate>Wed, 06 May 2026 13:15:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzmandan sahur ve iftar için sindirim önerisi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/uzmandan-sahur-ve-iftar-icin-sindirim-onerisi.jpg" width="250"><br><p data-end="389" data-start="62">Dr. Ecemiş, “Oruç tutarken uzun süre susuz kalmak kabızlığın en önemli nedenlerinden biridir. İftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterilmeli” dedi.</p>

<h3 data-end="591" data-start="564">Su ve lif tüketimi şart</h3>

<p data-end="842" data-start="593">Ramazan’da sindirim sisteminin düzenli çalışması için su tüketiminin yanı sıra lifli gıdaların da sofrada yer alması gerektiğini vurgulayan Ecemiş, tam tahıllı ekmek, yulaf, kuru baklagiller, sebze ve meyvelerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p data-end="1033" data-start="844">Kuru kayısı, kuru erik ve incir gibi kuru meyvelerin lif açısından zengin olduğuna dikkat çeken Ecemiş, bu besinlerin bağırsak hareketlerini artırarak kabızlığı önleyebileceğini ifade etti.</p>

<p data-end="1309" data-start="1035">Suyun yanı sıra şekersiz komposto, ayran ve bitki çaylarının da tercih edilebileceğini belirten Ecemiş, sahur ve iftarda aşırı çay ve kahve tüketiminden kaçınılması gerektiğini dile getirdi. Kafeinin vücuttan su atımını artırarak kabızlığa zemin hazırlayabileceğini söyledi.</p>

<h3 data-end="1351" data-start="1311">Yağlı ve ağır yemeklerden uzak durun</h3>

<p data-end="1647" data-start="1353">İftarda hızlı ve aşırı yemek yemenin hazımsızlığı artırabileceğini belirten Ecemiş, yemeklerin yavaş yenmesi ve iyi çiğnenmesi gerektiğini kaydetti. Yağlı, kızartılmış ve ağır yemeklerin sindirimi zorlaştırdığını ifade eden Ecemiş, bu tür besinlerin mümkün olduğunca sınırlandırılmasını önerdi.</p>

<p data-end="1855" data-start="1649">Yoğurt gibi probiyotik içeren gıdaların da bağırsak florasını düzenleyerek sindirim sistemini desteklediğini belirten Ecemiş, iftar sonrası yapılacak hafif yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi.</p>

<h3 data-end="1888" data-start="1857">Örnek sahur ve iftar menüsü</h3>

<p data-end="1975" data-start="1890">Dr. Ecemiş, Ramazan ayında sindirimi desteklemek amacıyla örnek bir menü de paylaştı.</p>

<p data-end="2125" data-start="1977">Sahur için; bir kase yulaf ezmesi (süt veya yoğurtla), bir adet haşlanmış yumurta, bir porsiyon meyve, bir avuç ceviz veya badem ve bol su önerildi.</p>

<p data-end="2301" data-start="2127">İftar için ise; 1-2 adet hurma, bir kase mercimek çorbası, bir porsiyon ızgara tavuk veya balık, bol yeşillikli salata, bir kase yoğurt ve yeterli miktarda su tavsiye edildi.</p>

<p data-end="2503" data-start="2303">Kabızlık şikâyetinin uzun sürmesi halinde mutlaka doktora başvurulması gerektiğini vurgulayan Ecemiş, sürekli kabızlığın altta yatan farklı bir sağlık sorununun işareti olabileceğini sözlerine ekledi.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/uzmandan-sahur-ve-iftar-icin-sindirim-onerisi/1195/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2026 15:38:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kabızlığa Doğal Çözüm! O Meyve Sütün İçine Karışınca Bağırsakları Çözüyor!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/kabizliga-dogal-cozum-o-meyve-sutun-icine-karisinca-bagirsaklari-cozuyor.jpg" width="250"><br><p>Sindirim sorunu yaşayanlar, kabızlıkla mücadele etmekte zorluk çekenler için ünlü doktorun yıllardır kullandığı <strong>süt ve incir kürü</strong> yeniden ortaya çıktı. Vücudunda lif eksikliği yaşayanlar stres ve sınırlı fiziksel aktiviteye bağlı olarak kabızlık, karın ağrısı veya şişkinlik gibi problemler yaşayabiliyor.</p>

<p> </p>

<p>Sindirim problemini doğal yollarla aşmak isteyenler için sadece bir bardak süt ve üç adet incir yetiyor. <strong>Kabızlığa en çok ne iyi gelir</strong>? sorusunu araştıranların tüketirken hoşuna gidecek bu özel kür, belirtileri tek bardakta sona erdiriyor.</p>

<h2>İncirin Faydaları Nelerdir?</h2>

<p>A ve E vitamini deposu incir, bağışıklığı güçlendirirken sindirim sistemini rahatlatıyor. Mideye olumlu yönde etki sunan incir içerisinde yüksek oranda lif bulunuyor. Cilt sağlığına iyi gelirken reflü, ülser, gastrit gibi mide rahatsızlıklarını ortadan kaldırıyor.</p>

<p> </p>

<p>Yüksek antioksidan seviyesi; hücre yenilenmesi, kilo kontrolü ve bakterilerle mücadeleyi kolaylaştırıyor. Omega-3 deposu kemik erimesini önleyen süt ile bir araya gelen incir mide şikayeti ve kabızlık problemini dakikalar içinde ortadan kaldırıyor.</p>

<h2>İncirli Süt Kürü Nasıl Hazırlanır?</h2>

<p>Sindirim sistemini düzenleyecek faydalı bir tarif arayanlar <strong>kabızlık nasıl geçer</strong>? arayışına girenler için işte o <strong>kabızlığa iyi gelen </strong>süt ve incir kürü:</p>

<p>Kaynayan bir bardak sütün içerisine 3-4 adet kuru incir eklenir. 5 dakika daha kaynatıldıktan sonra altı kapatılır. Oda sıcaklığında soğumaya bırakılır. İncir ve süt karışımı robottan geçirilerek pürüzsüz hale getirilir. Geceleri yatmadan önce veya akşam saatlerinde rahatlıkla tüketilebilir.</p>

<h2>Kronik Öksürüğe İyi Geliyor! Siğilleri Yok Ediyor!</h2>

<p>Sütlü incir karışımı doğal balgam sökücü özelliği ile de biliniyor. Kış aylarında daha çok görülen kronikleşmiş öksürüğe ve bronşite şifa sunuyor. Günden güne artan boğaz ağrısını geçirerek doğal antibiyotik etkisi sağlıyor.</p>

<p>Bu karışımın çok bilinmeyen diğer faydası ise vücutta bulunan et beni şikayetini azaltmasıdır. El üzerinde görülen siğilleri doğal yöntemlerle temizlemek isteyenler incirli süt karışımını problemli alana uygulayabilir.</p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/kabizliga-dogal-cozum-o-meyve-sutun-icine-karisinca-bagirsaklari-cozuyor/1158/</link>
<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 23:20:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Devlet Hastanelerinde Bir İlk! KPSS Engeli Ortadan Kalktı!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/devlet-hastanelerinde-bir-ilk-kpss-engeli-ortadan-kalkti.jpg" width="250"><br><p>Devlete bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren hastanelerin personel alımı ilanı güncellendi. Sınav veya mülakat olmadan kadın ve erkeklerin belirli pozisyonları başvurduğu anda işbaşı yapabilmesi mümkün olacak.</p>

<p> </p>

<p>Yeni dönemde devlet hastanelerinin personel alımına yönelik başlayan yoğun ilgi farklı yaptırımları da beraberinde getiriyor. 81 ilde başlatılan kadro dağılımı doğrultusunda sağlık personelleri için alım süreci resmen başladı. Personel eksikliği doğrultusunda açıkta olan tüm kadrolar İŞKUR internet sitesi üzerinden başvuruyu açık hale getiriliyor.</p>

<h2>Hastanelerin Personel Alım Şartları Nelerdir?</h2>

<p>Hastanelerde çalışmak isteyen personelin başvuru sürecinde taşıması gereken bazı şartlar bulunuyor. İşte o merak edilen şartlar başvuru sahibinin:</p>

<ul>
	<li>T.C vatandaşı olması</li>
	<li>18 yaşından büyük olması</li>
	<li>İŞKUR'a kaydının bulunması</li>
	<li>Hastane ortamında çalışmasına engel olabilecek herhangi bir durumunun bulunmaması</li>
	<li>Gerektiğinde vardiyalı çalışma imkanına sahip olabilmesi</li>
</ul>

<h2>Hastanelerde Açık Pozisyonlar</h2>

<p>KPSS'siz ve mülakatsiz hastane personeli alım ilanında talep edilen açık pozisyonlar arasında şunlar yer alıyor:</p>

<ul>
	<li>Beden işçisi</li>
	<li>Temizlik görevlisi</li>
	<li>Depo görevlisi</li>
	<li>Servis elemanı</li>
	<li>Ön muhasebecisi</li>
	<li>Şoför ve yük taşıyıcısı</li>
	<li>Bulaşıkçı</li>
	<li>Mutfak görevlisi</li>
	<li>Lojistik elemanı</li>
</ul>

<h2>İŞKUR 2024 27 Bin Sağlık Personeli Alım İlanı</h2>

<p>İŞKUR'un 2024 yılı içerisinde geçerli personel alım ilanında yer verilen bu listenin dışında bakanlık 27.000 personel alımı yapacağını duyurdu. 27.000 sözleşmeli personel alımı resmi gazetede paylaşıldı.</p>

<p> </p>

<p>İlanın detaylarında henüz başvuru tarihlerine yönelik bilgi paylaşımı yapılmadı. Ancak başvurulabilecek açık kadrolar arasında şunlara yer verildi Sağlık memuru, diyetisyen, uzman tabip, Ebe, Sağlık teknikeri, Tabip</p>

<p> </p>

<p><strong>İŞKUR 31 Ocak Son Tarihli Hastane Görevlisi İlanı</strong></p>

<p>İŞKUR'un 31 Ocak tarihine kadar geçerli bir başka hastane görevlisi alımı ilanında en az 18.400 TL ödeme yapılacağı duyuruldu. Hastanede çaycı, temizlikçi, sekreter veya güvenlik görevlisi olarak çalışmak isteyenler ilgili ilana gelerek başvuru tarihinde doğru bilgilerle başvuru kaydını tamamlayabilir.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/devlet-hastanelerinde-bir-ilk-kpss-engeli-ortadan-kalkti/1154/</link>
<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 22:20:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dünya Sağlık Örgütü’nün Acil Kodla Uyardığı X Hastalığı Nedir?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/dunya-saglik-orgutu-nun-acil-kodla-uyardigi-x-hastaligi-nedir.jpg" width="250"><br><p>Dünya Sağlık Örgütünün X adını verdiği salgın hastalığın detaylarına Davos oturumunda değinildi. Dünya Sağlık Örgütü adına genel direktör Tedros Adhanom Ghebreyesus, Davos'a katılarak dikkat çekici paylaşımlarda bulundu. Henüz isimlendirilemeyen gizemli bir hastalık olarak adlandırıldığı için X olarak sosyal medyada yer verilen yeni salgına dair DSÖ temsilcisi “Hazırlıklı olun” çağrısında bulundu.</p>

<h2>Kovid-19’dan 20 Kat Ölümcül!</h2>

<p>DSÖ Genel Direktörü Tedros'un ifade ettiği her cümlenin arka planındaki korkutucu gerçek sosyal medyada da paniğe sebep oldu. O açıklamada Tedros, Corona virüsten 20 kat daha ölümcül olabilir, dedi ve ekledi:</p>

<p>“2021 yılı başında bu hastalıkla ilgili bir analiz yayınlamıştık. Hastalığın 75 milyon insanın ölümüne sebep olabileceğini ve her 5 yılda bir yeni bir salgın haline gelebileceğini söylemiştik.”</p>

<p> </p>

<p>X hastalığı koronavirüs salgınından 20 kat daha ölümcül. Peki belirtileri nasıl anlaşılabilir?</p>

<h2>Küresel Çağrı: Mayıs Ayına Kadar…</h2>

<p>Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumuna katılan Tedros “Hazırlıksız yüzleşmemeliyiz” diyerek halkı önlem almaya çağırdı. “Mayıs ayına kadar tüm ülkelerin konuyla ilgili bir anlaşmaya varmalarını umut etmekteyim” diyen Tedros, bilinmeyen bir şey için herhangi bir şey olup olmayacağı söyleniyor fakat hazırlıklı olmak gerekiyor diyerek devletleri önlem almaya davet etti.</p>

<p> </p>

<p>“Koronavirüs salgını sırasında yüzlerce insanı kaybettik. Süreci doğru yönetemedik kurtulabilirlerdi. Yeterli oksijenimiz dahi yoktu. İhtiyaç olduğunda genişleyebilecek bir sisteme nasıl sahip olabiliriz. Bunun cevabı araştırılmalıdır” diyen Tedros, bazı şeylerle hazırlıksız yüzleşmenin oluşturabileceği yıkıma dikkat çekti.</p>

<h2>X Hastalığı Nedir? Nasıl Bulaşır?</h2>

<p>Davos'ta paylaşımıyla yeni salgın sürecinin net ifadelerle dile getiren DSÖ Genel Direktörü Tedros'un sözlerinde bahsettiği X hastalığının belirtileri nasıl anlaşılabilir? X hastalığı hayvanlarda ortaya çıkan bir virüsten kaynaklanıyor. Domuz gribine benzeyen bir virüs olabileceği vurgulanıyor.</p>

<p>Hastalığın hızla yayılabilme ve potansiyel nüfus popülasyonunu tehlikeye atma özelliği bulunuyor. Kovid-19 sendromlarının hemen hepsini kapsayıcı bu bulaşıcı hastalık daha çok şiddetli akut solunum sendromuna sebep olabilir.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/dunya-saglik-orgutu-nun-acil-kodla-uyardigi-x-hastaligi-nedir/1152/</link>
<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 21:44:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>2 Yaş Sendromu Nedir? Bebeklerde Sendromlar Ve Belirtileri</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/2-yas-sendromu-nedir-bebeklerde-sendromlar-ve-belirtileri.jpg" width="250"><br><p>Bu sendrom, genellikle çocukların 2 yaşlarına geldiklerinde ortaya çıkan davranış değişikliklerini ifade eder. Bu dönemde çocuklar, bağımsızlık isteklerini arttırırken, aynı zamanda sınırları zorlamaya başlarlar. Peki, 2 yaş sendromu belirtileri nelerdir? Bu durumun ortaya çıkmasının nedenleri ve nasıl başa çıkılması gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak, ebeveynlerin bu süreci daha kolay atlatmalarına yardımcı olabilir. Bebeklerde sendromlar ve belirtileri incelendiğinde, 2 yaş sendromunun genellikle çocuğun duygusal gelişimiyle ilgili olduğu görülür. Bu dönemde çocuklar, kendilerini ifade etmeye çalışırken, farklı duygusal tepkiler gösterebilirler. Örneğin, bir anda öfke nöbetleri geçirebilir, aynı anda bir şeyi istemeyebilirler. Bu durum ebeveynler için oldukça zorlayıcı olabilir. Ancak, bu süreci anlayışla karşılamak ve çocuğun duygusal gelişimine destek olmak, 2 yaş sendromuyla başa çıkmak için önemli bir adımdır. Bir diğer önemli nokta ise 2 yaş sendromunun çocuğun bağımsızlık isteğiyle ilgili olmasıdır. Bu dönemde çocuklar, kendi tercihlerini belirlemek isteyebilirler ve ebeveynlerin yönlendirmelerine karşı çıkabilirler. Bu durumda ebeveynlerin sabırlı olması ve çocuğa seçenekler sunarak onun bağımsızlık duygusuna destek olması önemlidir. Bebeklerde Sendromlar ve Belirtileri Bebeklerde sendromlar ve belirtileri konusunda bilgi sahibi olmak, ebeveynlerin çocuklarının davranışlarını daha iyi anlamalarına yardımcı olabilir. 2 yaş sendromu, sadece bebeklik dönemindeki çocukların yaşadığı bir durum değildir. Bebeklerde sıkça karşılaşılan diğer sendromlar arasında uyku düzeni bozukluğu, beslenme problemleri, ayrılık kaygısı gibi durumlar bulunur. Bu sendromlar, çocuğun gelişim sürecinde yaşadığı fiziksel ve duygusal değişikliklerle ilişkilidir. Örneğin, bebeklerde uyku düzeni bozukluğu, genellikle çocuğun fiziksel ve duygusal olarak yorulduğu zamanlarda ortaya çıkar. Bu durumda ebeveynlerin, çocuğun uyku düzenini düzenlemeye çalışması, uykusuzluk probleminin önüne geçmek adına önemlidir. Ayrıca, beslenme problemleri de bebeklerde sıkça karşılaşılan sendromlar arasındadır. Çocuğun yeme alışkanlıkları, büyüme ve gelişme süreciyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, ebeveynlerin sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturarak çocuğun beslenme problemlerini çözmeye çalışmaları önemlidir. Bebeklerde ayrılık kaygısı da, çocuğun duygusal gelişimiyle ilgili olarak ortaya çıkan bir sendromdur. Özellikle anaokulu döneminde, çocukların ayrılık kaygısı yaşaması oldukça yaygındır. Bu durumda ebeveynlerin, çocuğun ayrılık kaygısını anlamaları ve ona destek olmaları önemlidir. Bu sendromlarla başa çıkmak, ebeveynlerin çocuklarına destek olmaları ve onların duygusal gelişimlerine katkı sağlamaları açısından önemlidir. 2 Yaş Sendromu Belirtileri ve Başa Çıkma Yöntemleri 2 yaş sendromu belirtileri genellikle çocuğun davranış değişiklikleriyle ilişkilidir. Bu dönemde çocuklar, sınırları zorlamaya ve bağımsızlık isteklerini arttırmaya başlarlar. Bu durum ebeveynler için oldukça zorlayıcı olabilir. Ancak, çocuğun davranış değişikliklerini anlamak ve ona destek olmak, 2 yaş sendromuyla başa çıkmak için önemli bir adımdır. Bu dönemde çocukların sıkça karşılaştığı belirtiler arasında öfke nöbetleri, inatçılık, ayrılık kaygısı, uyku düzeni bozukluğu gibi durumlar bulunur. Bu belirtiler, çocuğun duygusal gelişimiyle ilgili olarak ortaya çıkar. Ebeveynlerin bu belirtileri fark etmeleri ve çocuğa destek olmaları, 2 yaş sendromuyla başa çıkmak için önemlidir. Bebek sendromlarıyla başa çıkma yöntemleri arasında, çocuğun duygusal gelişimine destek olmak, onun bağımsızlık isteğini anlamak ve ona seçenekler sunmak önemlidir. Ayrıca, ebeveynlerin sabırlı olmaları ve çocuğun duygusal tepkilerini anlamaya çalışmaları da bu dönemi daha kolay atlatmalarına yardımcı olabilir. Bu süreçte çocuğa karşı anlayışlı olmak, onun duygusal gelişimine katkı sağlayabilir. Bebek Sendromları Neler? Bebeklerin Sendromlarıyla Nasıl Başa Çıkılır? Bebeklerde 2 yaş sendromu dışında, çeşitli diğer sendromlar da ortaya çıkabilir. Bu sendromlar, çocuğun gelişim sürecinde yaşadığı fiziksel ve duygusal değişikliklerle ilişkilidir. Bebeklerde ortaya çıkan diğer sendromlar arasında uyku düzeni bozukluğu, beslenme problemleri, ayrılık kaygısı gibi durumlar bulunur. Bu sendromlar, çocuğun duygusal ve fiziksel gelişimiyle ilgili olarak ortaya çıkar. Örneğin, bebeklerde uyku düzeni bozukluğu, genellikle çocuğun fiziksel ve duygusal olarak yorulduğu zamanlarda ortaya çıkar. Bu durumda ebeveynlerin, çocuğun uyku düzenini düzenlemeye çalışması, uykusuzluk probleminin önüne geçmek adına önemlidir. Ayrıca, beslenme problemleri de bebeklerde sıkça karşılaşılan sendromlar arasındadır. Çocuğun yeme alışkanlıkları, büyüme ve gelişme süreciyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, ebeveynlerin sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturarak çocuğun beslenme problemlerini çözmeye çalışmaları önemlidir. Bebeklerde ayrılık kaygısı da, çocuğun duygusal gelişimiyle ilgili olarak ortaya çıkan bir sendromdur. Özellikle anaokulu döneminde, çocukların ayrılık kaygısı yaşaması oldukça yaygındır. Bu durumda ebeveynlerin, çocuğun ayrılık kaygısını anlamaları ve ona destek olmaları önemlidir. Bu sendromlarla başa çıkmak, ebeveynlerin çocuklarına destek olmaları ve onların duygusal gelişimlerine katkı sağlamaları açısından önemlidir. Bebeklerde Sendromlar ve Belirtilerle Başa Çıkma Yöntemleri Bebeklerde sendromlar ve belirtilerle başa çıkma yöntemleri, çocuğun gelişim sürecine uygun olarak belirlenmelidir. Her çocuğun farklı bir gelişim süreci olduğu için, ebeveynlerin çocuklarının ihtiyaçlarını anlamaları ve ona destek olmaları önemlidir. Örneğin, 2 yaş sendromuyla başa çıkmak için, çocuğun duygusal tepkilerini anlamaya çalışmak, ona destek olmak ve sabırlı olmak önemlidir. Ayrıca, bebeklerde uyku düzeni bozukluğuyla başa çıkmak için, çocuğun uyku düzenini düzenlemeye çalışmak, onun yorulduğu zamanlarda dinlenmesine yardımcı olmak önemlidir. Beslenme problemleriyle başa çıkmak için ise, ebeveynlerin sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturarak çocuğun beslenme alışkanlıklarını düzenlemeye çalışmaları önemlidir. Ayrılık kaygısıyla başa çıkmak ise, çocuğun duygusal tepkilerini anlamak, ona destek olmak ve güven duygusunu geliştirmek önemlidir. Bebeklerde sendromlar ve belirtilerle başa çıkmak, ebeveynlerin çocuklarının duygusal gelişimine destek olmaları açısından önemlidir. Bu süreçte çocuğa karşı anlayışlı olmak, onun duygusal gelişimine katkı sağlayabilir. Ayrıca, ebeveynlerin sabırlı olmaları ve çocuğun duygusal tepkilerini anlamaya çalışmaları da bu süreci daha kolay atlatmalarına yardımcı olabilir.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/2-yas-sendromu-nedir-bebeklerde-sendromlar-ve-belirtileri/1145/</link>
<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 19:53:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Karaciğer dostu 3 kış meyvesi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/karaciger-dostu-3-kis-meyvesi.jpg" width="250"><br><p>Kış aylarında tüketilen meyveler yalnızca bağışıklık sistemini güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda karaciğer sağlığının korunmasında da önemli rol oynuyor. Vücudun en önemli detoks organlarından biri olan karaciğer, yanlış beslenme, hareketsizlik ve aşırı yağlı gıdalar nedeniyle zamanla yağlanma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Uzmanlara göre antioksidan ve lif açısından zengin kış meyveleri, karaciğerin yükünü hafifletmeye yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Nar antioksidan gücüyle öne çıkıyor</p>

<p>Kış aylarının en çok tüketilen meyvelerinden biri olan nar, içerdiği polifenoller ve güçlü antioksidanlar sayesinde karaciğer fonksiyonlarını destekliyor. Uzmanlar, narın karaciğerde biriken zararlı maddelerin atılmasına katkı sağladığını ve düzenli, dengeli tüketildiğinde karaciğer yağlanması riskini azaltabileceğini belirtiyor. Narın, karaciğer hücrelerinin korunmasına destek olan önemli meyveler arasında yer aldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Elma lif içeriğiyle karaciğeri rahatlatıyor</p>

<p>Elma, pektin adı verilen çözünür lifler bakımından zengin olmasıyla dikkat çekiyor. Bu lifler sindirim sistemini desteklerken, karaciğerin toksin yükünün azalmasına yardımcı olabiliyor. Uzman değerlendirmelerine göre elma, karaciğerin daha sağlıklı çalışmasına katkı sağlayarak yağlanma riskinin önlenmesinde destekleyici bir rol üstleniyor.</p>

<p>Mandalina detoks sürecine katkı sağlıyor</p>

<p>C vitamini açısından güçlü bir kaynak olan mandalina, kış aylarında karaciğer sağlığı için önerilen meyveler arasında bulunuyor. Uzmanlar, mandalinanın karaciğerin detoks sürecini destekleyebileceğini, yağ metabolizmasına katkı sağlayarak organın işlevlerini daha verimli hale getirebileceğini vurguluyor. Antioksidan içeriği sayesinde karaciğer hücrelerinin korunmasına da yardımcı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlardan ölçülü tüketim uyarısı</p>

<p>Uzmanlar, kış meyvelerinin faydalarından yararlanmak için ölçülü ve dengeli tüketimin önemine dikkat çekiyor. Meyvelerin tek başına tedavi edici olmadığı, ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni içinde tüketildiğinde karaciğer sağlığını destekleyici etkiler sunduğu ifade ediliyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/karaciger-dostu-3-kis-meyvesi/1138/</link>
<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 20:20:53 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yılın ilk bebeğine sürpriz</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/yilin-ilk-bebegine-surpriz.jpg" width="250"><br><p>Güllü ve Mahmut Kocaoğlan çiftinin evladı olarak dünyaya gelen Mehmet bebek, Gaziantep Şehir Hastanesi’nde saat 00.01’de hayata gözlerini açtı. Anne ve bebeğin sağlık kontrollerinin tamamlanmasının ardından taburcu işlemleri gerçekleştirilirken, aile anlamlı bir sürprizle karşılaştı. Dülük Köyü’nde ikamet eden aileyi evlerine güvenle ulaştıran Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zehra Ünal’ın da katılımıyla aileyi ziyaret etti. Başkan Vekili Zehra Ünal, anne ve babayı tebrik ederek yeni doğan Mehmet bebek için hazırlanan hastane bebek çıkışı seti ile çeyrek altını aileye hediye etti. Aileye sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir ömür temennisinde bulunan Zehra Ünal, 2026 yılının ilk bebeği Mehmet’e de uzun ve güzel bir hayat diledi.  </p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/yilin-ilk-bebegine-surpriz/1134/</link>
<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 20:10:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mayası tutmayan yoğurt nasıl kurtarılır?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/mayasi-tutmayan-yogurt-nasil-kurtarilir.jpg" width="250"><br><p>Yüksek kalsiyum içeriğiyle özellikle çocuklar için de önemli bir besin olarak görülen yoğurt, evde mayalanırken bazen istenmeyen aksilikler yaşanabiliyor. Sütün fazla sıcak ya da fazla soğuk olması gibi nedenlerle yoğurt tutmayabiliyor. Ancak mayası tutmayan yoğurdu çöpe dökmek yerine, kısa sürede uygulayabileceğiniz yöntemlerle kurtarmak mümkün.</p>

<p>Mayası tutmayan yoğurdu kurtarma yöntemi</p>

<p>Yoğurdunuz tutmadıysa, internette en çok paylaşılan ve pratikliğiyle öne çıkan çözüm şu şekilde uygulanıyor:</p>

<p>Önce fırınınızı 45 dereceye ayarlayın.<br />
Ardından mayaladığınız yoğurt tenceresini fırına yerleştirin ve 45 dakika bekletin.<br />
Süre dolduğunda tencereyi çıkarın. Bu işlemden sonra yoğurdun kıvamının toparlandığı ve mayalanmanın gerçekleştiği görülüyor.</p>

<p>Yöntemi uygulayanlar, fırındaki düşük ısının mayalanma sürecini desteklediğini ve yoğurdun yeniden kıvam aldığını belirtiyor.</p>

<p>Evde en kolay yoğurt mayalama yöntemi</p>

<p>Evde yoğurt mayalamaya çekinenlerin en çok zorlandığı nokta, sütün doğru sıcaklıkta mayalanması. Pratik yoğurt mayalama için kullanılan malzemeler ve uygulama şöyle:</p>

<p>Malzemeler<br />
3 kilo tam yağlı süt<br />
1,5 yemek kaşığı taze ve ekşimemiş yoğurt mayası<br />
Tencere veya cam kavanoz</p>

<p>Yapılışı<br />
Sütü tencereye dökmeden önce tencereyi suyla ıslatın. Bu, sütün dibe yapışmasını önlemeye yardımcı olur.<br />
Sütü kaynatın, kaynadıktan sonra altını kapatıp ılımaya bırakın.<br />
Sütün mayalanmaya uygun sıcaklığa gelip gelmediğini anlamak için serçe parmağınızı süte batırın. Serçe parmak ısıyı rahat tolere ediyorsa süt mayalanmaya hazır kabul edilir.<br />
Bir kasede yoğurt mayasının üzerine birkaç kaşık ılık sütten ekleyip karıştırın. Ardından bu karışımı tencereye döküp tahta kaşıkla çok fazla karıştırmadan karıştırın.<br />
Sütü ister tencerede bırakın ister cam kavanozlara paylaştırın.<br />
Kapakları kapatın ve mayalanma için iki yöntemden birini uygulayın: Oda sıcaklığında üzerini bezle örterek bekletmek ya da ılık fırında mayalandırmak.</p>

<p>Adımlar dikkatle uygulandığında evde “taş gibi” kıvamlı yoğurt elde edilebileceği ifade ediliyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/mayasi-tutmayan-yogurt-nasil-kurtarilir/1114/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:14:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Camları ayna gibi yapan karışım</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/camlari-ayna-gibi-yapan-karisim.jpg" width="250"><br><p>Hava koşullarına doğrudan maruz kalan camların temizliği hem zaman alıyor hem de doğru ürün kullanılmadığında iz ve leke bırakabiliyor. Son dönemde ise cam silerken leke bırakmayan bir karışım, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Cam temizliğiyle ilgili paylaşımlarıyla dikkat çeken dijital içerik üreticisi Mehmet Can Karacan, Instagram hesabında paylaştığı video ile camları yağmur suyu lekesi tutmayan ve uzun süre parlak kalan bir karışımı anlattı. Kısa sürede binlerce kullanıcı tarafından denenen yöntem, pratikliğiyle öne çıktı.</p>

<p>Cam silerken leke bırakmayan karışım</p>

<p>Karacan’ın paylaştığı yöntemde evde kolayca bulunabilen temizlik ürünleri kullanılıyor. Camların hem parlak görünmesini hem de daha geç kirlenmesini sağladığı belirtilen karışım için gereken malzemeler şöyle:</p>

<p>Yarım çay bardağı bulaşık makinesi parlatıcısı</p>

<p>Çeyrek çay bardağı çamaşır yumuşatıcısı</p>

<p>Çeyrek çay bardağı elde yıkama bulaşık deterjanı</p>

<p>Yarım çay bardağı beyaz sirke</p>

<p>Nasıl uygulanıyor?</p>

<p>Hazırlanan malzemeler bir kapta çırpma teli yardımıyla iyice karıştırılıyor. Ardından karışıma sıcak su eklenerek homojen hale getirilmesi sağlanıyor ve suyun ılıması için kısa süre bekleniyor.</p>

<p>Cam silmeye başlamadan önce pencere yüzeyindeki toz ve kaba kir temizleniyor. Daha sonra mikrofiber bez yardımıyla karışım camlara sürülüyor. Yaklaşık 20–30 saniye bekletilen karışım, kuru ve temiz bir cam beziyle silinerek parlatılıyor.</p>

<p>Neden etkili?</p>

<p>Paylaşılan bilgilere göre;<br />
Bulaşık makinesi parlatıcısı camın parlaklığını artırıyor,<br />
Yumuşatıcı yağmur suyunun cam üzerinde tutunmasını zorlaştırıyor,<br />
Bulaşık deterjanı kirleri çözüyor,<br />
Beyaz sirke ise camdaki kireçli su lekelerini temizliyor.</p>

<p>Bu sayede camlar hem iz bırakmadan temizleniyor hem de daha uzun süre ayna gibi parlak kalıyor.</p>

<p>Sosyal medyada kısa sürede popüler hale gelen bu yöntem, özellikle yağmur sonrası cam temizliğinden şikâyet edenlerin yeni favorileri arasında gösteriliyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/camlari-ayna-gibi-yapan-karisim/1113/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:11:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ütüyle yatak temizliği: Sarı lekeler yok oluyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/utuyle-yatak-temizligi-sari-lekeler-yok-oluyor.jpg" width="250"><br><p>Yıkanması zor olduğu için çoğu zaman göz ardı edilen yatak temizliği, sosyal medyada paylaşılan bu pratik yöntemle yeniden gündeme geldi. Kimyasal ürün kullanılmadan uygulanan yöntem, hem hijyen sağladığı hem de pratik olduğu gerekçesiyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Kimyasal kullanmadan derin temizlik</p>

<p>Paylaşılan yönteme göre, yatağın yüzeyinde biriken kir ve sarı lekeler, evde bulunan basit malzemelerle hazırlanacak karışım sayesinde temizlenebiliyor. Uygulamanın özellikle lekeli bölgelerde kısa sürede etkisini gösterdiği ifade ediliyor.</p>

<p>Adım adım ütü ile yatak temizliği</p>

<p>Temizliğe başlamadan önce yatağın üzerindeki tüm eşyalar kaldırılıyor. Ardından bir kap içerisinde şu karışım hazırlanıyor:<br />
2 yemek kaşığı çamaşır sodası,<br />
1 yemek kaşığı kaya tuzu (isteğe bağlı sofra tuzu),<br />
2 yemek kaşığı sıvı Arap sabunu,<br />
2 yemek kaşığı bulaşık deterjanı.</p>

<p>Hazırlanan karışımın üzerine kaynar su eklenerek iyice karıştırılıyor. Karışım, sünger ya da lif yardımıyla yatağın yüzeyine yayılıyor ve yaklaşık 15 dakika bekletiliyor.</p>

<p>Bekleme süresinin ardından, temiz bir havlu karışıma batırılıp fazla suyu sıkılmadan alınarak yatağın üzerine seriliyor. Daha sonra ütü ısıtılarak, havlu üzerinden tüm yatağa ütü yapar gibi uygulanıyor. Özellikle sararmış ve kirli bölgelerde işlemin tekrarlanması öneriliyor.</p>

<p>Uygulama sırasında, kir ve lekelerin havluya geçtiği net şekilde görülebiliyor. Bu da yöntemin kısa sürede etkili sonuç verdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Sosyal medyada yoğun ilgi</p>

<p>Videoyu deneyen kullanıcılar, yöntemin yatakta gözle görülür bir temizlik sağladığını ve kötü kokuları da azalttığını belirtiyor. Pratikliği nedeniyle kısa sürede binlerce paylaşım alan ütüyle yatak temizliği yöntemi, ev temizliğinde yeni trendler arasında gösteriliyor.</p>

<p>Uzmanlar ise bu tür uygulamalarda yatağın tamamen kurumasına dikkat edilmesi gerektiğini ve işlemin ardından ortamın iyi havalandırılmasının önem taşıdığını hatırlatıyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/utuyle-yatak-temizligi-sari-lekeler-yok-oluyor/1112/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:09:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sebzeleri kış boyu taze tutan buzluk listesi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/sebzeleri-kis-boyu-taze-tutan-buzluk-listesi.jpg" width="250"><br><p> Uzmanlara göre sebzeleri dondurarak saklamak, lezzetini ve besin değerini korumanın en pratik yollarından biri. Fasulyeden domatese, patlıcandan yaprağa kadar birçok yaz sebzesi, uygun hazırlıkla kış sofralarına taşınabiliyor.</p>

<p>Kış aylarında taze sebzeye erişimin zorlaşmasıyla birlikte, evlerde en çok tercih edilen yöntem buzlukta saklama oldu. İşte en çok kullanılan yaz sebzeleri ve doğru saklama ipuçları…</p>

<p>Dondurucuda sebze saklama yöntemleri</p>

<p>Fasulye<br />
Fasulye hem çiğ hem de ön pişirmeyle dondurulabiliyor. Çiğ saklamak için fasulyeleri yıkayıp kılçıklarını ayırın, doğrayın ve iyice kurulayın. Porsiyonlayarak buzluk poşetlerine koyup dondurucuya kaldırın. Kavurarak saklamak isteyenler ise biber ve domatesle kısa süre pişirdikten sonra soğutup porsiyonlayabilir.</p>

<p>Domates<br />
Domatesi bütün ya da doğranmış şekilde saklamak mümkün. Bütün saklamak için yıkayıp kurulayın, 4–5’li porsiyonlar halinde poşetleyin. Doğranmış saklamak isteyenler ise kabuklarını soyup küp küp doğradıktan sonra porsiyonlayarak dondurucuya koyabilir.</p>

<p>Biber<br />
Biber, çiğ olarak dondurulabilen sebzelerden biri. Yıkayıp saplarını ayırdıktan sonra ister rondodan geçirerek ister iri parçalar halinde porsiyonlayarak dondurabilirsiniz.</p>

<p>Bamya<br />
Bamyaları yıkayıp sap kısımlarını ayırın, iyice kurulayın. Ardından porsiyonlayarak buzdolabı poşetlerine koyun ve dondurucuya kaldırın.</p>

<p>Patlıcan<br />
Patlıcan için ön pişirme öneriliyor. Yıkanan patlıcanların ortasına uzunlamasına çizik atın, az yağ sürüp fırında yaklaşık 20 dakika pişirin. Soğuduktan sonra porsiyonlayarak kilitli poşetlerde dondurucuya koyabilirsiniz.</p>

<p>Yaprak<br />
Yaprakları kaynar suda 3–4 dakika haşlayın. Süzüp soğuttuktan sonra porsiyonlayarak buzdolabı poşetlerine koyun ve dondurucuya kaldırın.</p>

<p>Mısır<br />
Mısırları kabuklarından ayırıp bütün ya da ikiye bölerek haşlayın. Haşlandıktan sonra tanelerine ayırın, soğutun ve porsiyonlayarak kilitli poşetlerde saklayın.</p>

<p>Uzmanlardan küçük ama önemli uyarılar</p>

<p>Sebzeleri dondurmadan önce iyice kurulamaya, porsiyonları tek kullanımlık olacak şekilde ayarlamaya ve poşetlerin havasını almaya dikkat edilmesi öneriliyor. Çözülen sebzelerin yeniden dondurulmaması, hem lezzet hem de sağlık açısından önem taşıyor.</p>

<p>Doğru yöntemlerle hazırlanan yaz sebzeleri, kış boyunca sofralara yaz tazeliğini taşımaya devam ediyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/sebzeleri-kis-boyu-taze-tutan-buzluk-listesi/1111/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:05:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzmanlar açıkladı: Sarımsak kimyasaldan güçlü</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/uzmanlar-acikladi-sarimsak-kimyasaldan-guclu.jpg" width="250"><br><p>Ağız sağlığını korumak için günlük rutinde sıklıkla tercih edilen kimyasal gargaralar, bu araştırmayla birlikte doğal alternatifler açısından yeniden tartışmaya açıldı. Araştırmacılar, sarımsağın antibakteriyel etkisini inceleyerek özellikle diş çürükleriyle ilişkili bakteriler üzerindeki etkisini değerlendirdi.</p>

<p>Bulgular bilimsel dergide yayımlandı</p>

<p>Araştırmanın sonuçları, Journal of Herbal Medicine’de yayımlandı. Çalışmaya göre, sarımsak özütü içeren gargaralar, ağız sağlığının korunmasında etkili sonuçlar ortaya koyuyor. Özellikle diş çürüklerinin başlıca nedenleri arasında yer alan Mutans Streptococci bakterisine karşı yüksek oranda antibakteriyel etki sağlandığı tespit edildi.</p>

<p>Konsantrasyon belirleyici oldu</p>

<p>Araştırmacılar, sarımsağın etkisinin kullanılan yoğunluğa göre değiştiğini belirledi. Bulgulara göre, yüzde 2,5 oranındaki sarımsak solüsyonu standart kimyasal gargaraların gerisinde kalırken, yüzde 3’lük konsantrasyona ulaşıldığında piyasadaki en güçlü kimyasal ürünlerin dahi önüne geçebiliyor.</p>

<p>Binlerce yıllık doğal antiseptik</p>

<p>Sarımsak, Roma, Mısır ve Çin gibi kadim uygarlıklarda binlerce yıldır ilaç olarak kullanılıyor. Araştırmada, sarımsağın etkisinin temelinde “allicin” adı verilen bileşiğin bulunduğu hatırlatıldı. Sarımsak ezildiğinde ya da kesildiğinde açığa çıkan bu bileşik, bakterilerin çoğalmasını baskılayarak hücresel düzeyde güçlü bir savunma mekanizması oluşturuyor.</p>

<p>Olumsuz yönler de vurgulandı</p>

<p>Çalışmada, sarımsak bazlı gargaraların bazı olumsuz etkilerine de dikkat çekildi. Katılımcılar, bu tür ürünlerin keskin bir tada sahip olduğunu, ağız kokusuna yol açabildiğini ve bazı kişilerde hafif yanma hissi oluşturabildiğini belirtti.</p>

<p>Araştırmacılar, sarımsak özütünün potansiyeline dikkat çekerken, bu tür doğal ürünlerin kullanımında dengeli ve kontrollü yaklaşımların önemine de vurgu yaptı.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/uzmanlar-acikladi-sarimsak-kimyasaldan-guclu/1105/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 18:40:59 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gaziantep’te sağlık için acil adım çağrısı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/gaziantep-te-saglik-icin-acil-adim-cagrisi.jpg" width="250"><br><p> İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Mesut Onat, kentte soğuk hava ve don riski nedeniyle 2 Ocak Cuma günü okulların tatil edilmesinin tek başına yeterli olmadığını belirterek, salgın riskine karşı daha güçlü önlemler alınması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Prof. Dr. Onat, Kemal Çeber’in 2 Ocak Cuma gününün tatil edildiğini duyurduğu paylaşımına yanıt olarak yaptığı değerlendirmede, özellikle kapalı alanlarda ve eğitim kurumlarında maske kullanımının yeniden zorunlu hale getirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>“Bir günlük tatil yeterli değil”</p>

<p>Alınan tatil kararını doğru bulduğunu ifade eden Onat, asıl sorunun yalnızca hava koşulları olmadığını söyledi. Salgın riskinin giderek arttığına dikkat çeken Onat, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“2 Ocak’ı tatil etme kararınızı doğru bulmakla beraber, mesele sadece 1 günlük tatil konusu değildir. Şu anki salgını sağlık müdürlükleri ya da bakanlık daha etkin yönetmelidir. Ancak en azından şubat ayına kadar maskenin eğitim kurumlarında ve resmi, kapalı alanlarda zorunlu kılınması, pek çok kronik hastanın hayatını kurtaracaktır.”</p>

<p>“Ağır solunum yolu enfeksiyonları geliyor”</p>

<p>Uyarılarını sürdüren Prof. Dr. Onat, özellikle takipli ve kronik hastalar açısından durumun ciddiyetine dikkat çekti. Son dönemde ağır seyreden enfeksiyon vakalarının arttığını belirten Onat, alınacak basit önlemlerle ciddi sonuçların önüne geçilebileceğini dile getirdi.</p>

<p>“Çok ağır solunum yolu enfeksiyonları gelmekte ve özellikle takipli kronik hastalarımızda bu nedenle hayati riskler yaşamaktayız. Basit bir karar ile tahmin edemeyeceğiniz kadar çok insanın hasta olmasını ve bir kısmının kaybedilmesini önleyebilirsiniz.”</p>

<p>Uzmanların bu çağrısı, kış aylarında artan hastalıklar karşısında maske ve benzeri koruyucu önlemlerin yeniden gündeme gelip gelmeyeceği sorusunu da beraberinde getirdi. Gaziantep’te gözler, önümüzdeki günlerde atılacak yeni adımlara çevrildi.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/gaziantep-te-saglik-icin-acil-adim-cagrisi/1099/</link>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 17:37:16 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Vücuttan fazla tuzu atan 3 etkili yöntem</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/vucuttan-fazla-tuzu-atan-3-etkili-yontem.jpg" width="250"><br><p> Fazla tuz alımı sonrası yalnızca su içmek her zaman yeterli olmazken, bazı ek adımlar bu dengenin daha hızlı sağlanmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Susuzluk hissinin nedeni ne?</p>

<p>Fazla tuz tüketildiğinde kandaki sodyum oranı yükseliyor. Vücut bu artışı dengelemek için suya ihtiyaç duyuyor ve böbrekler aracılığıyla fazla sodyumu atmaya çalışıyor. Bu süreç, yoğun susuzluk hissiyle kendini gösteriyor. Ancak uzmanlar, yalnızca su içmenin fazla tuzu vücuttan atmak için her zaman yeterli olmadığını vurguluyor.</p>

<p>Sodyum ve su dengesi için ne yapılmalı?</p>

<p>Vücudun dengeyi yeniden kurabilmesi için bazı destekleyici yöntemlerin devreye alınması gerekiyor. İşte fazla tuzu vücuttan atmaya yardımcı olan üç etkili yöntem:</p>

<p>Su oranı yüksek sebze ve meyveler tüketin</p>

<p>Tuzlu gıdalar sonrası, su içeriği yüksek sebze ve meyveler tüketmek vücudun fazla tuzu seyreltmesine yardımcı oluyor. Özellikle salatalık, karpuz ve kereviz gibi besinler hem sıvı ihtiyacını karşılıyor hem de sodyumun vücuttan atılmasını destekliyor.</p>

<p>Düşük tempolu egzersizlerle terleyin</p>

<p>Terleme, vücuttaki fazla tuzun atılmasının en doğal yollarından biri olarak öne çıkıyor. Tuzlu gıdalar sonrasında yapılan hafif ya da orta tempolu yürüyüşler kan dolaşımını hızlandırarak terleme yoluyla sodyum atılımını artırıyor. Ancak bu süreçte kaybedilen sıvının mutlaka su içilerek yerine konması gerekiyor.</p>

<p>Potasyum oranı yüksek gıdalara yönelin</p>

<p>Potasyum, sodyum dengesinin sağlanmasında kritik rol oynuyor. Aşırı tuz tüketimi sonrasında muz, portakal, ıspanak ve tatlı patates gibi potasyumdan zengin gıdalar tüketmek, vücudun dengeyi daha hızlı kurmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Uzmanlar, uzun vadede aşırı tuz tüketiminin tansiyon başta olmak üzere birçok sağlık sorununa zemin hazırlayabileceğini hatırlatarak, günlük tuz alımının sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/vucuttan-fazla-tuzu-atan-3-etkili-yontem/1031/</link>
<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 23:02:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bitmeyen yorgunlukta D vitamini uyarısı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/bitmeyen-yorgunlukta-d-vitamini-uyarisi.jpg" width="250"><br><p> Medipol Sağlık Grubu’ndan İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Nilufar İmanlı, kış aylarında yaygınlaşan D vitamini eksikliğinin halsizlikten bağışıklık sisteminin zayıflamasına kadar birçok sağlık sorununa neden olabileceğini belirterek, bilinçsiz takviye kullanımına karşı uyardı.</p>

<p>Kış aylarında risk artıyor</p>

<p>Kış mevsimiyle birlikte açık havada geçirilen sürenin azalması, güneş ışığına maruziyeti ciddi oranda düşürüyor. Bu durumun yalnızca sosyal yaşamı değil, vücudun biyolojik dengesini de etkilediğini belirten Uzm. Dr. İmanlı, yeterli güneş ışığı alınamamasının D vitamini eksikliğini yaygın bir sağlık sorununa dönüştürdüğünü ifade etti. İmanlı, D vitamininin vücut için hayati öneme sahip bir hormon olduğunun altını çizdi.</p>

<p>Belirtiler sessiz seyredebilir</p>

<p>D vitamini eksikliğinin her zaman belirgin şikâyetlerle ortaya çıkmadığını vurgulayan İmanlı, “Sabahları yorgun uyanma, kas ve eklem ağrıları, kas krampları, sık geçirilen ve ağır seyreden viral enfeksiyonlar D vitamini eksikliğinin habercisi olabilir. Bunun yanı sıra duygu durum dalgalanmaları ve depresif ruh hali de bu tabloya eşlik edebilir” dedi.</p>

<p>En etkili kaynak güneş</p>

<p>D vitamininin en ekonomik ve en etkili kaynağının güneş ışığı olduğunu belirten İmanlı, besinlerle de destek sağlanabileceğini söyledi. Somon, ton balığı ve palamut gibi yağlı balıklar, yumurta sarısı ile D vitaminiyle zenginleştirilmiş süt ve süt ürünlerinin önemli kaynaklar arasında yer aldığını aktardı.</p>

<p>Bilinçsiz kullanım ciddi riskler doğurabilir</p>

<p>D vitamini takviyelerinin kontrolsüz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. İmanlı, “Aşırı D vitamini alımı kanda kalsiyum birikmesine, yani hiperkalsemiye neden olabilir. Bu durum bulantı, kusma, karın ağrısı ve böbrek taşı gibi problemlere yol açabilir” uyarısında bulundu.</p>

<p>Takviye öncesi kan düzeyi ölçülmeli</p>

<p>D vitamini kullanımına başlamadan önce mutlaka kan düzeyinin ölçülmesi gerektiğini vurgulayan İmanlı, “Kandaki düzeye göre uygun tedavi hekim tarafından planlanmalıdır. D vitamini yağda eriyen bir vitamindir, bu nedenle yağlı besinlerle birlikte alınması emilimini artırır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>D vitamininin yalnızca bir vitamin değil, aynı zamanda vücutta üretilen önemli hormonlardan biri olduğunu belirten İmanlı, eksikliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini ancak bu sürecin mutlaka hekim kontrolünde yürütülmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi. Kaynak: Medipol Sağlık</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/bitmeyen-yorgunlukta-d-vitamini-uyarisi/1030/</link>
<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 22:35:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Öksürüğe karşı mutfaktaki en güçlü besinler</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/oksuruge-karsi-mutfaktaki-en-guclu-besinler.jpg" width="250"><br><p>Smith, ilaçlara başvurmadan önce bazı doğal yöntemlerle öksürüğün şiddetinin azaltılabileceğini belirtirken, özellikle belirli besinlerin öksürük refleksi üzerinde etkili olabildiğini vurguladı.</p>

<p>Öksürük Basit Görünüyor Ama Etkisi Büyük</p>

<p>Basit bir şikâyet gibi algılansa da öksürük, haftalarca sürebiliyor ve boğaz ağrısı, kas zorlanmaları ile uykunun bölünmesine neden olabiliyor. Özellikle sonbahar ve kış aylarında artan öksürük şikâyetleri, günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürüyor.</p>

<p>İki Farklı Öksürük Türü Var</p>

<p>Aynı zamanda bir öksürük kliniği de yöneten Prof. Dr. Jacky Smith, öksürüğün temelde ikiye ayrıldığını belirtiyor. Smith, “Biri kuru ve gıcıklı öksürük, diğeri ise balgamla seyreden göğüs kaynaklı öksürük” diyerek bu iki türün farklı yaklaşımlar gerektirdiğine dikkat çekiyor. Smith’e göre, her iki öksürük türünde de ilaçlara başvurmadan önce bazı basit yöntemlerle şikâyetler hafifletilebiliyor.</p>

<p>Bal ve Limon Öne Çıkıyor</p>

<p>Smith’in özellikle altını çizdiği yöntemlerin başında bal ve limon geliyor. Sıcak suya bal ve limon eklenmesinin boğazı yumuşattığını belirten Smith, çok tatlı gıdaların dile temas ettiğinde öksürük refleksini baskılayabildiğine dair bulgular olduğunu ifade ediyor. Gece öksüren çocuklarda balın öksürük sıklığını azalttığını gösteren çalışmalar bulunduğunu da ekliyor.</p>

<p>Zerdeçal, Zencefil ve Sarımsak Desteği</p>

<p>Smith, bal ve limonun yanı sıra zerdeçalın boğazda yatıştırıcı bir etki oluşturabileceğini söylüyor. Ayrıca zencefil ve sarımsak ikilisinin de boğaz ve solunum yollarındaki bazı reseptörleri uyararak öksürük refleksinin zamanla azalmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Süt Ürünleri Tartışmalı</p>

<p>Öksürüğü artırabileceği düşünülen besinlere de değinen Smith, bazı hastalarının süt ve süt ürünlerinin öksürüğü artırdığını ifade ettiğini aktarıyor. Bu konuda net bir bilimsel kanıt olmadığını vurgulayan Smith, özellikle balgamlı öksürüğü olan kişilerde süt ürünlerinin boğazda kaplayıcı bir his oluşturarak rahatsızlığı artırabileceğini dile getiriyor.</p>

<p>Uzmanlar, öksürük şikâyetlerinin uzun sürmesi veya şiddetlenmesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/oksuruge-karsi-mutfaktaki-en-guclu-besinler/1027/</link>
<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 21:25:13 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Beyin sağlığı için kaçınmanız gereken 6 besin</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/beyin-sagligi-icin-kacinmaniz-gereken-6-besin.jpg" width="250"><br><p>Dünyaca ünlü nörologlar ve sinirbilimciler, beyin sağlığını korumak isteyenlerin mutlaka uzak durması gereken 6 popüler gıdayı açıkladı. Uzmanlara göre yanlış gıda tercihleri, zihinsel performansı düşürmekten nörolojik hasara kadar pek çok risk barındırıyor.</p>

<p>Beyin sağlığı günlük beslenme ile yakından ilişkili</p>

<p>Bilişsel fonksiyonların korunması için zihinsel egzersizlerin önemi yadsınamaz olsa da nörologlara göre beynin tam kapasite çalışabilmesi, büyük ölçüde günlük beslenme düzeniyle bağlantılı. İşlenmiş gıdalar ve aşırı şekerli ürünler, beynin enerji kullanımını bozarak uzun vadeli zarar verebiliyor.</p>

<p>Beynin enerji dengesini bozan gıdalara dikkat</p>

<p>Uzmanlar, beynin “enerji santrali” olarak tanımlandığını ve sağlıksız besinlerle beslenmesi halinde tam verimle çalışmasının mümkün olmadığını vurguluyor. HuffPost’a değerlendirmelerde bulunan ünlü nörologlar, beyin üzerinde olumsuz etkileri bilimsel olarak kanıtlanan 6 yaygın gıdayı açıkladı.</p>

<p>1. Protein tozu</p>

<p>Smoothie’lere veya öğün yerine sıklıkla eklenen protein tozları, nörologlar tarafından riskli gıdalar arasında gösteriliyor. Sinirbilimci Friederike Fabritius, birçok protein tozunun yapay tatlandırıcı ve ilave şeker içerdiğine dikkat çekerek bu maddelerin bağırsak mikrobiyotasına zarar verdiğini belirtiyor. “Sinir ileticilerimizin çoğu bağırsakta üretiliyor. İç mikrobiyomdaki bozulmalar, beyin sağlığını doğrudan etkiler” diyor.</p>

<p>2. Gazlı içecekler</p>

<p>İlave şeker, yapay tatlandırıcı ve asit içeriği yüksek olan gazlı içecekler, nörolog Dr. Shaheen Lakhan tarafından “beyin için en zararlı gıdalardan biri” olarak tanımlanıyor. Lakhan, bu içeceklerin beyni besleyen damarları tahrip ettiğini, uzun vadede demans ve inme riskini artırdığını belirtiyor. Ayrıca kısa vadede beyin iltihabı, huzursuzluk, kötü ruh hâli ve uyku bozukluklarına yol açtığını da ekliyor.</p>

<p>3. Margarin</p>

<p>NYU Langone Concussion Center’dan Dr. Shae Datta, margarinin içerdiği trans yağlar nedeniyle mutlaka uzak durulması gereken bir besin olduğunu söylüyor. Trans yağlar, kalp damar sistemine olduğu kadar beyin damarlarına da zarar vererek dolaşım sağlığını olumsuz etkiliyor.</p>

<p>4. Bira</p>

<p>Tufts Medical Center’dan nörolog Dr. Byran Ho, beynin korunması için biranın tamamen hayatın dışında bırakılması gerektiğini savunuyor. Besin değeri olmayan bu içeceğin orta düzeyde dahi tüketilmesinin beyin hücrelerine zarar verdiğini belirtiyor.</p>

<p>5. Kafeinsiz kahve</p>

<p>Nörobilimci Sean Callan, solventle kafeinden arındırılmış kahvelerin ciddi risk barındırdığını ifade ediyor. Solventlerin toksik kimyasallar olduğuna dikkat çeken Callan, bunların kanser veya nörolojik hasara yol açabileceğini söylüyor. Tüketicilere markaların kimyasal içeriklerini “checkyourdecaf.org” üzerinden kontrol etme önerisinde bulunuyor.</p>

<p>6. Patates kızartması</p>

<p>Nörolog Dr. Pedram Navab, yağlı kızartmaların beyin damarlarına zarar verdiğini ve kan-beyin bariyerinin bütünlüğünü zayıflattığını belirtiyor. Özellikle patates kızartmasının öğrenme ve hafıza için kritik öneme sahip hipokampusa zarar verebileceği ifade ediliyor. Navab, bu nedenle patates kızartmasını “tamamen hayatımdan çıkardım” diyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/beyin-sagligi-icin-kacinmaniz-gereken-6-besin/921/</link>
<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:53:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tansiyona karşı kırmızı destek</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/tansiyona-karsi-kirmizi-destek.jpg" width="250"><br><p>Antioksidan ve potasyum açısından oldukça zengin olan nar ise yalnızca lezzetiyle değil, doğal bir tansiyon dostu olarak öne çıkıyor. Kış aylarında bağışıklığı güçlendiren bu bereketli meyvenin faydaları, uzmanlar tarafından da sıkça vurgulanıyor.</p>

<p>Yüksek tansiyon ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor</p>

<p>Kalp ve damar sağlığını tehdit eden yüksek tansiyon, kalp krizi, inme ve böbrek hasarı gibi ciddi sonuçlara neden olabiliyor. Bu nedenle beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi ve porsiyon kontrolünün sağlanması büyük önem taşıyor.</p>

<p>Nar, Akdeniz bölgesinin şifa kaynağı</p>

<p>Antalya’nın Gazipaşa’dan Finike’ye, Alanya’dan Kumluca’ya uzanan geniş üretim alanlarında yetişen nar; antioksidan kapasitesi, potasyum içeriği ve güçlü vitamin değerleriyle dikkat çekiyor. Hem taze meyve olarak hem de suyu tüketilerek faydalanılabilen nar, özellikle tansiyon üzerinde olumlu etkileriyle biliniyor.</p>

<p>Potasyum tansiyonu dengelemeye yardımcı oluyor</p>

<p>Narın içerdiği yüksek potasyum, vücuttaki sodyumun etkilerini dengeleyerek damar duvarlarının gevşemesine katkı sağlıyor. Bu mekanizma kan basıncının düşmesine ve tansiyonun daha dengeli seyretmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Polifenoller damar sağlığını destekliyor</p>

<p>Nar, yüksek orandaki polifenol içeriği sayesinde damarların esnekliğini artırarak kan dolaşımını rahatlatıyor. Bu özellik aynı zamanda kalp ritminin desteklenmesine de katkıda bulunuyor.</p>

<p>Uzmanlara göre günlük nar tüketimi kalp sağlığını güçlendiriyor</p>

<p>Uzmanlar, düzenli nar tüketiminin kalbin “saat gibi” çalışmasına yardımcı olduğunu belirtiyor. Günde bir adet nar tüketmek, salatalara eklemek veya yoğurt ve smoothie’lerle kombinlemek narın faydalarından yararlanmanın pratik yolları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Araştırmalar nar suyunun tansiyon üzerindeki etkisini doğruluyor</p>

<p>Yapılan araştırmalardan biri, günde yaklaşık 280 ml nar suyu tüketmenin sistolik kan basıncını yaklaşık 6 puan düşürdüğünü ortaya koyuyor. 280 ml’den fazla tüketimin ise sistolik değer üzerinde ek bir düşüş yaratmadığı, ancak diyastolik değeri yaklaşık üç puan azalttığı ifade ediliyor.</p>

<p>Etkinin zamanla azalabileceği belirtiliyor</p>

<p>Araştırmalarda nar tüketiminin tansiyon üzerindeki etkisinin yaklaşık iki ay sonra azalmaya başladığı gözlemlendi. Bu nedenle düzenli ve dengeli tüketimin sürdürülmesi gerektiği, ancak daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/tansiyona-karsi-kirmizi-destek/920/</link>
<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:52:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kışın favorisi: Tavuklu sebze çorbası tarifi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://gazete27.com/images/haberler/kisin-favorisi-tavuklu-sebze-corbasi-tarifi.jpg" width="250"><br><p>Soğuk havalarda şifa arayanların imdadına ise hem besleyici hem kolay hazırlanabilir olmasıyla tavuklu sebze çorbası yetişiyor. Vitamin deposu niteliğindeki bu çorba, evde herkesin rahatlıkla hazırlayabileceği pratik bir tarif olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Tavuklu sebze çorbası için gerekli malzemeler</p>

<p>Tavuklu sebze çorbasını hazırlamak için ihtiyaç duyulan malzemeler şöyle:</p>

<p>3 parça tavuk (yaklaşık 300 g – göğüs veya kemikli olabilir)</p>

<p>1 adet soğan</p>

<p>1 adet havuç</p>

<p>2 adet patates</p>

<p>2 adet domates (kabukları soyulmuş)</p>

<p>2 diş sarımsak</p>

<p>3–4 yemek kaşığı zeytinyağı</p>

<p>2 defne yaprağı</p>

<p>1 tatlı kaşığı tuz</p>

<p>Yarım çay kaşığı karabiber</p>

<p>Çay kaşığı ucuyla zerdeçal</p>

<p>Yarım limonun suyu</p>

<p>1 litre su</p>

<p>Bir tutam ince kıyılmış maydanoz</p>

<p>Tavuklu sebze çorbası nasıl yapılır?</p>

<p>Sebzeleri iri şekilde doğrayarak tencereye alın. Üzerine tavuk parçalarını ekleyin. Zeytinyağı, baharatlar, defne yaprakları ve suyu ilave ederek tencerenin kapağını kapatın ve pişmeye bırakın. Sebzeler ve tavuk iyice yumuşadıktan sonra tavukları tencereden çıkarın. Defne yapraklarını alın ve sebzeleri blenderdan geçirerek pürüzsüz bir kıvam elde edin.</p>

<p>Pişen tavuk etlerini didikleyip çorbaya tekrar ekleyin ve bir taşım daha kaynatın. Kıvam koyu olursa bir miktar su ilavesiyle ayarlayabilirsiniz. Son olarak limon suyunu ve ince kıyılmış maydanozu ekleyerek ocağı kapatın. Sıcak servis edilen bu çorba, hem lezzeti hem de besin değeriyle kış aylarında ideal bir seçenek sunuyor.</p>

<p>Afiyet olsun!</p>
]]></description>
<link>https://gazete27.com/kisin-favorisi-tavuklu-sebze-corbasi-tarifi/919/</link>
<pubDate>Wed, 10 Dec 2025 13:47:07 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>