|
Tweet |
[17:42, 17.12.2025] Ebru Kont: Geçtiğimiz yıl emekli olanların, bir yıl sonra emekli olanlara kıyasla daha yüksek maaş aldığı yönündeki tartışmalar, dilekçe tarihinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Uzmanlara göre emekli maaşları arasındaki bu farkın temel nedeni, aylık hesaplamasında kullanılan güncelleme katsayısının yıllara göre değişmesi. Enflasyon ve büyüme oranlarının yüksek seyrettiği dönemler, emekli aylıklarını doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor.
Dilekçe tarihi maaşı nasıl etkiliyor?
Emekli aylığı hesaplanırken yalnızca prim gün sayısı değil, başvurunun yapıldığı yıl da belirleyici oluyor. Güncelleme katsayısının yüksek olduğu yıllarda emekli olanlar, sisteme daha avantajlı maaşlarla dahil olabiliyor.
Bu nedenle 2025 yılı sona ermeden emeklilik dilekçesi vermeyi planlayanların başvurularını yıl bitmeden tamamlaması gerektiği belirtiliyor. Başvurunun bir sonraki yıla sarkması halinde, maaş hesaplamasında aşağı yönlü bir fark oluşabileceği ifade ediliyor.
2025 ve 2026 yıllarında emekli olanlar arasında fark olacak mı?
Uzman değerlendirmelerine göre 2025 yılında emekli olmak ile 2026 yılında emekli olmak arasında oluşması beklenen maaş farkının sınırlı düzeyde kalacağı öngörülüyor. Tahmini farkın yüzde 3–4 bandında olacağı belirtiliyor.
Bu oran, önceki yıllarda yaşanan yüksek maaş kayıplarına kıyasla daha düşük olsa da, yine de emekli aylığında gerileme anlamına geliyor. Özellikle 2008 sonrası yapılan sosyal güvenlik düzenlemeleri nedeniyle, emeklilik tarihinin gecikmesi aylık bağlama oranlarını olumsuz etkileyebiliyor.
Borçlanma yapacaklar için zaman daralıyor
Prim günü eksik olanlar açısından da kritik bir döneme girilmiş durumda. Yeni yılda asgari ücrette yapılması beklenen artışa paralel olarak borçlanma tutarlarının da yükselmesi öngörülüyor.
Ayrıca isteğe bağlı prim oranlarına ilişkin Meclis’ten geçen düzenlemelerin yürürlüğe girmesi halinde, bazı borçlanma kalemlerinde ciddi artışlar yaşanabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre borçlanmayı 2026 yılına bırakanlar, aynı süre için daha yüksek bedeller ödemek zorunda kalabilir.
Başvuru nasıl yapılıyor?
Emeklilik başvuruları SGK müdürlüklerine doğrudan, posta yoluyla ya da e-Devlet üzerinden yapılabiliyor. Burada kritik olan nokta, başvurunun 31 Aralık 2025 tarihine kadar sisteme girmiş olması. Aksi halde emekli maaşı, bir sonraki yılın hesaplama koşullarına göre belirlenecek.
Kimler emekliliği erteleyebilir?
Her çalışan için erken başvuru avantajlı olmayabiliyor. Uzmanlara göre yüksek ücretle çalışan ve prim tavanına yakın kazanç elde eden kişilerin, bir süre daha sistemde kalmaları emekli maaşını artırabiliyor. Son düzenlemelerle prim tavanının yükseltilmiş olması da bu gruptaki çalışanlar için avantaj sağlıyor.
Ancak bu durum istisna olarak değerlendiriliyor. Çoğu çalışan için emeklilik hakkı kazanılır kazanılmaz başvuru yapılmasının daha rasyonel olduğu vurgulanıyor.
Beklemek mi, başvurmak mı mantıklı?
Tüm hesaplamalar birlikte değerlendirildiğinde, emeklilik şartlarını tamamlayan çalışanların büyük bölümü için başvuruyu geciktirmemek daha avantajlı görünüyor. Hem maaşta olası düşüşten etkilenmemek hem de borçlanma maliyetlerinin artmaması adına, 2025 yılı bitmeden adım atılması öneriliyor.
Uzmanlar, “Biraz daha beklerim” düşüncesinin ilerleyen yıllarda daha düşük maaş ve daha yüksek prim ödemesi olarak geri dönebileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle emeklilik planı yapan çalışanların takvimi dikkatle takip etmesi gerektiği vurgulanıyor.
[17:46, 17.12.2025] Ebru Kont: Asgari Ücrette Çarpıcı İddia: Erdoğan Bu Rakamı İşaret Etti
Asgari ücret zammına ilişkin süreçte heyecanlı bekleyiş sürüyor. Geçtiğimiz hafta ilk toplantısını gerçekleştiren Asgari Ücret Tespit Komisyonu, ikinci toplantısını yarın saat 14.00’te yapacak. Komisyonun yapısında değişiklik talep eden ve ilk toplantıya katılmayan TÜRK-İŞ’in, ikinci toplantıda da masada yer almaması bekleniyor.
Yeni asgari ücret rakamının ne olacağı merak edilirken, ekonomist Muhammed Bayram’dan sürece ilişkin dikkat çeken değerlendirmeler geldi.
“TÜRK-İŞ masadan kalkmasaydı”
Bir televizyon programında konuşan Bayram, TÜRK-İŞ’in toplantılara katılmamasının süreci doğrudan etkilediğini belirtti. Bayram, “TÜRK-İŞ masadan kalkmasaydı asgari ücret 22 bin 104 TL değil, 25 bin TL seviyelerinde olurdu. Asgari ücreti belirleme yetkisi işçi ve işverende ancak bu toplantılarda sürecin biraz politize edildiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Asgari ücretin işverene maliyeti
Ekonomik veriler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Bayram, yıl sonu enflasyon farkının yüzde 31–32 bandında olmasının beklendiğini söyledi. TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık sınırının 29 bin 282 TL olduğunu hatırlatan Bayram, mevcut asgari ücretin 22 bin 104 TL olduğunu ifade etti.
Bayram, “Asgari ücretin işverene toplam maliyeti 30 bin 621 TL’ye ulaşıyor. İşveren yalnızca işçinin ücretini değil, aynı zamanda işçi ve işveren sigorta primlerini de ödüyor” dedi.
Erdoğan’ın sözlerini hatırlattı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamaları hatırlatan Bayram, Erdoğan’ın “Asgari ücrette TİSK elini taşın altına sokmalı” mesajının önemli olduğuna dikkat çekti.
Bayram, “Devlet, asgari ücretten vergi almayarak ciddi bir fedakârlık yaptı. İşçi tarafının toplantıya katılmaması topu devlete atmak anlamına geliyor. Aslında bu rakamı işveren belirleyecek. Devlet ise işçinin ezilmemesi için gerekli önlemleri alacak” değerlendirmesinde bulundu.
Masadaki zam oranları
Asgari ücret pazarlığında masadaki zam oranlarına da değinen Bayram, görüşmelerde yüzde 25 ile yüzde 35 arasında değişen oranların konuşulduğunu aktardı.
“En yüksek ihtimalle…”
Kendi beklentisini de paylaşan Bayram, “En yüksek ihtimalle yüzde 28’lik bir artış olacağını düşünüyorum. 2026 bütçe görüşmelerinde sigorta gelirleri için öngörülen artış oranı yüzde 28. Bu nedenle bu rakamın güçlü bir ihtimal olduğunu değerlendiriyorum” ifadelerini kullandı.