|
Tweet |
Meriç, 53 binden fazla yurttaşın yaşamını yitirdiği, kentlerin büyük ölçüde haritadan silindiği bir yıkımın “destan” olarak nitelendirilmesinin, toplumsal hafızaya ve depremzedelerin yaşadığı derin acıya aykırı olduğunu ifade etti.
Acı başarı hikâyesine dönüşemez
Depremin yalnızca yapılan konut sayıları üzerinden anlatılamayacağını vurgulayan Meriç, barınma, altyapı ve sosyal yaşam sorunlarının hâlen sürdüğüne dikkat çekti. Geciken teslimatlar, denetimsiz ihaleler ve kamuoyuna açıklanmayan süreçlerin yanıt beklediğini belirten Meriç, “Bu ölçekte bir yıkımı başarı hikâyesi olarak sunmak, yaşanan acıyı siyasetin malzemesi hâline getirmektir” dedi.
İslahiye hâlâ kötü durumda
Depremden en ağır etkilenen ilçelerden biri olan İslahiye’de, aradan geçen zamana rağmen ağır hasarlı binaların dahi yıkılmadığını belirten Meriç, bu durumun hem can güvenliği açısından ciddi risk oluşturduğunu hem de bölge halkının yaşadığı travmayı derinleştirdiğini söyledi. Meriç, “Enkazı kaldırılmamış, riskleri ortadan kaldırılmamış bir yerde ‘destan’ söylemi gerçeklikle bağdaşmıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Gerçek bir destanın, felaket öncesinde alınmayan önlemler ve felaket sonrasında geciken çözümlerle yazılamayacağını vurgulayan Meriç, “Asrın felaketi; ihmalin, plansızlığın ve denetimsizliğin ağır sonucudur. Destan ise ancak şeffaflıkla, sorumlulukla ve adaletle yazılır” ifadelerini kullandı.